ENGİN
GEÇTAN-HAYAT KİTABINDAN SEÇME BİR YAZI
Büyük kent insanının sık kullandığı uyuşturuculardan
biri de hız. Aynı şey, telaşsız da aynı sürede yapılabilir, üstelik yapılacak
şeye ayrılan zaman ve enerjinin bir bölümü seferberlik sırasında tüketilmeden.
Ama hız, insanın içindeki boşlukta yüzleşmemesi için çağdaş normların da
pekiştirdiği ve uyuşturucu niteliği kazandığında yavaşlatılması zor bir araç.
“Yaşamın amacı ölümdür” ilkesi doğrultusunda, her anı, aslında ne olduğu da pek
tanımlanmamış bir sona bir an önce ulaşmak istercesine yaşamak. Ölçülen zamanın
egemenliği, benliğimize mal ettiğimiz çalar saatlerden ötürü ilk bakışta bize
baş edilmez görülebilir. Ancak yaşantılarımıza dikkatle bakıldığında, pek çok
şeyi, saati ayarlanmış olduğumuz zamanda değil de “eşref saati” geldiğinde
gerçekleştirebildiğimizi görebiliriz. Trafik ışığı kırmızıya dönüşmeden önce
yetişebilmek için seferberlik durumuna geçtiğinizde ya da asansörün gelmesini
bekleyemeden merdivene yöneldiğinizde kazandığınız saniyelerin sizden daha
değerli olduğu sorusunu hiç kendinize sordunuz mu? Üstelik, fizikçi Julian
Barber’ın Zamanın sonu (The End of Time) kitabında
“zaman olmayan zaman”ı anlatırken açıkladığı gibi, zaman aslında var olmayan
bir şey, o herhangi bir yöne doğru akmıyor, genetik kodlarımız gereği biz
değiştiriyoruz, geliştiriyoruz ve eskiyoruz.

güzel yazı.
YanıtlaSilTeşekkür ederim Kardeşim, Ahmed'im benim...
Sil