16 Ocak 2016 Cumartesi

KİTAPLARIMI YERLEŞTİRİRKEN

Az önce bir yazının daha ifşası vuku buldu. Fildişi kulemde âlemleri tadarken bu satırları yazmayı o kadar çok istedim ki sonunda elim kaleme vardı, elhamdülillah.

Bana ilham veren vukuat emanet verdiğim dört kitabımı kitaplığıma yerleştirirken gerçekleşti. Bu kitaplar şunlardı: Kutadgu Bilig, Dede Korkut Hikâyeleri, Sherlock Holmes ve Od. Hepsi de değerli kitaplar… Sahi ben değersiz bir kitaba rastladım mı ki?

Gelelim esas konuya, ilham noktasına. Her kitap birer yaşamdır ve bu kitaplarında bir yaşamının olduğunu gösteriyor. Ağaç iken oduna, odun iken de fabrika da kâğıda dönen kâğıt her ne kadar cansız olarak görünse de gözümüze, birkaç satır yazılınca yaşama tekrar dönüyorlar. Bizlere sesleniyorlar. Bu durumda boş sayfalar yaşamın içerisinde olamıyorlar pek tabii! Bir de her ne kadar üzerlerine bir şeyler yazılsa dahi işe yaramayan, yaşamayan kitaplar var. Bu da benim düşünce hazinemde yer eden bir kitap serüvenidir.

Az önce yaşadıklarım tam da kitapların yaşamına dair şahit olduklarımdan ibarettir. Tekrar yuvalarına dönen kitaplarım raflardaki yerlerini aldıklarında birden dilleri açılıverdi. Selamlaştılar önce… Konuşmaya başladılar dostlarıyla. Birbirlerinin halini hatırını sordular; öğrendik ki gurbette geçirdikleri günler gerçekten zorlu olmuş. Emanetçi yüzlerine dahi bakmamış. Kitaplarım bunu duyunca çok şaşırdılar, emanetçiye sabır dilediler.


Her nereye koyarsam koyayım kitaplarımı dostluk içinde, bir arada ve birlik içinde olduklarını gösterdiler. Bu gece vaktinde insanlık dersini kitaplardan aldım. Ya da ilhamı diyelim…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder