Az önce bir yazının daha ifşası vuku buldu. Fildişi
kulemde âlemleri tadarken bu satırları yazmayı o kadar çok istedim ki sonunda
elim kaleme vardı, elhamdülillah.
Bana ilham veren vukuat emanet verdiğim dört
kitabımı kitaplığıma yerleştirirken gerçekleşti. Bu kitaplar şunlardı: Kutadgu
Bilig, Dede Korkut Hikâyeleri, Sherlock Holmes ve Od. Hepsi de değerli
kitaplar… Sahi ben değersiz bir kitaba rastladım mı ki?
Gelelim esas konuya, ilham noktasına. Her kitap
birer yaşamdır ve bu kitaplarında bir yaşamının olduğunu gösteriyor. Ağaç iken
oduna, odun iken de fabrika da kâğıda dönen kâğıt her ne kadar cansız olarak
görünse de gözümüze, birkaç satır yazılınca yaşama tekrar dönüyorlar. Bizlere
sesleniyorlar. Bu durumda boş sayfalar yaşamın içerisinde olamıyorlar pek
tabii! Bir de her ne kadar üzerlerine bir şeyler yazılsa dahi işe yaramayan,
yaşamayan kitaplar var. Bu da benim düşünce hazinemde yer eden bir kitap
serüvenidir.
Az önce yaşadıklarım tam da kitapların yaşamına dair
şahit olduklarımdan ibarettir. Tekrar yuvalarına dönen kitaplarım raflardaki
yerlerini aldıklarında birden dilleri açılıverdi. Selamlaştılar önce… Konuşmaya
başladılar dostlarıyla. Birbirlerinin halini hatırını sordular; öğrendik ki
gurbette geçirdikleri günler gerçekten zorlu olmuş. Emanetçi yüzlerine dahi
bakmamış. Kitaplarım bunu duyunca çok şaşırdılar, emanetçiye sabır dilediler.
Her nereye koyarsam koyayım kitaplarımı dostluk
içinde, bir arada ve birlik içinde olduklarını gösterdiler. Bu gece vaktinde
insanlık dersini kitaplardan aldım. Ya da ilhamı diyelim…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder