20 Şubat 2015 Cuma

AVRUPA'NIN İŞKENCE VE ZULME OLAN DÜŞKÜNLÜĞÜ

Avrupa medeniyetinin işkence ve zulme olan düşkünlüğü gibi bir başlık bir iddia mı, yoksa bir hakikat mı? Yazdıklarımdan sonra Avrupa medeniyetine bir de bu gözden bakmanızı söylemekten başka bir şey gelmez elimden.

Belki de diyorsunuzdur Avrupa'ya bu kadar takılı kalmak niye? Avrupa'ya karşı bu ön yargı niye? Avrupa Avrupa'dır işte. Adını dahi duyunca insanın ne yapacağını şaşırdığı, bir o kadar da tartışmalı bir cümle benim için. Avrupa, meçhule açılan kapı...

Avrupa'nın tarihine çok derinden baktığım söylenemez ve Avrupa'yı çok iyi tanıdığımda söylenemez ama Avrupa bizi tanıyor, neden? Çünkü onlar Doğu'yu bilerek Avrupa oldular. Burada kastım klasikleri söylemek değil, hakikati bulmak için çırpınmak! Avrupa bizi biliyor ve biz sadece Avrupa'ya kıyısında bakıyoruz. Bu yazı sakattır işte sırf bu yüzden. Tarihini bilmeyen millet nasıl yok oluyor, bir görün! Avupa'ya bir de bu açıdan bakmanızı öneririm.

Asıl mevzuya geçmeden önce yazacağım satırların benim için ne ifade ettiğini anlamış oldunuz. İddia ve hakikatler arasında bir uçurumdur benim yazım (Rivayetler toplamı desek daha doğru).

Avrupa, meçhule açılan kapıdır. İçinde bilinmezlikler hat safhada benim için. Bir türlü felsefeni anlayamamışımdır, tarihinden ise üç-beş şey kapmışlığım var. Ama şuna inanıyorum ki Avrupa işkence ve zulmü seven bir medeniyet. Bu iddiamın en güçlü delili ise Engizisyon mahkemeleridir. Orta Çağ Avrupa'sında kiliseye yani Baba-Oğul ve Ruh'ül Kudüs'e karşı olan her şey yalan ve yanlıştır, kiliseye yani papaya yani güçlüye yani kendi gücüyle kendi adaletini sağlayanlara karşı gelirsen sen Engizisyonluksundur. Ölümlerde ölüm beğen. Bir çok kitapta bunları görebilirsiniz, ben Charles Dickens-İki Şehrin Hikayesi kitabını öneriyorum, bir başlangıç olarak. Bizden de Cemil Meriç-Bu Ülke kitabını okuyabileceğinizi düşünüyorum. Avrupa'nın Engizisyon'una dair bilebileceğiniz bir çok kayıt var. Adalet koyucular öldürme şekline dair o kadar çok teknik geliştirmişlerdir ki bu alanda mühendislik okulu kuruldu sanırsınız. Ben buna İşkence Yapım ve İşletim Mühendisliği diyorum. Eğer o dönemlerde patent alma kurumu olsaydı hepside patent alırmış. Guy Testas'ın şu sözleri ne kadar çarpıcıdır:

"Engizisyon mahkemelerinin en korkunç tarafı verdiği cezalardır. En hafif olanı olarak kabul edeceğimiz afarozdan, en ağır ceza olan ateşte yakmaya kadar bir çok ceza şekli bulunmaktadır. Mahkemeler tarafından yakma kararı (auto da fe) ile ilgili temel ilkeler oluşturulmuştur. Bu uygulamaların 19. asrın ortalarına kadar devam etmiş olması da çarpıcıdır." (Kaynak: Abdullah Uçar-Muharref Hristiyanlık ve Avrupalılar)

Engizisyon, bugün Beşşar Esad'ın halkına yaptığı gayri resmi zulmün (bugün dünya yasalarına göre öyle ama) o günlerde halk ve adaleti sağlayanlar tarafından onanmış resmi bir mahkemedir aslında. İşkence ve zulmün resmi olması, ne kadar şahane (!)

Avrupa'da yaşanan bu tür işkence ve zulümleri despot yöneticiler de kendi adaleti çerçevesinde resmi olarak uygulayabiliyordu. Bunun hakkında  Abdullah Uçar-Muharref Hristiyanlık ve Avrupalılar kitabına başvurabilirsiniz. 

Avrupa'da çağ aranmaksızın yaşanan bu işkence ve zulümlerin topyekûn halka dönütü ise yaşanan histeri nöbetleridir. Engin Geçtan-Psikodinamik Psikyatri ve Normaldışı Davranışlar kitabına göz atarsanız eğer Avrupa'da toplu halde bir anda arı sokması gibi tek bir kişi de başlayan ve herkese nüfuz eden psikolojik rahatsızlığı okuyabilirsiniz. Avrupa'da böylesi toplu rahatsızlık 19. yüzyıla kadar devam etmiş ve benim teorime göre bu histerilerin bugünde gözüktüğü. Nasıl peki? Avrupa'da nihilisit bir ekol hüküm sürüyor, intiharlar arttı, insanlar birbirinden kopuyor -eğer kopmasaydı belki klasik histeri vakaları, bilemeyiz-, işkence ve zulüm onların hayatlarında her an var gözlemlerime göre. Bunlar bana inandırıcı deliller gibi geliyor, sizce?

Bu yazı daha uzarda uzar. Böylesi bir dosya kapanmaz, kapanamaz. Çünkü Avrupa dünyanın hâkimidir. Ne yazık ki öyle! Ama bir hakikattir ki Avrupa hiç bir zaman temiz değildir. Niçin çocuklar doğduğunda vaftiz ediliyor? Hayatı içindekiler kirli... Yeni başlayanlar değil...

Sözlerimi Üstad Mehmet Âkif Ersoy'un şu dizeleri ile bitiriyorum:

"Kim demiş Avrupa insanı medeni
Ne edep var, ne haya çırılçıplak bendeni
Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni
Hayvanlar bizden daha medeni."

Avrupa ile uğraşmaya devam...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder