25 Şubat 2015 Çarşamba

YEME BOZUKLUKLARINA KARŞI AİLELERİN TUTUMLARI NASIL OLMALIDIR?

Çocuklara yeme bozukluklarının gelişmesini engellemek için ailelere birtakım görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:

ü  Çocuklara yemek yeme konusunda baskı yapmamak, onları yemeye zorlamamak, yemek yerken izlememek; böylelikle çocuğun yemeği anneyi manipüle etmek için gerektiğinde bir silah olarak kullanmasını engellemek(manipüle etmek: insanları kendi bilgileri dışında veya istemedikleri hâlde etkilemek ve seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri değiştirmektir.).

ü  Çocuğun yemek yememe davranışlarından dolayı kendini suçlamamak. Pek çok aile “Nerede yanlış yapıyorum?” endişesini derin bir biçimde taşır.

ü  Sadece yeme bozukluğu gösteren çocuğa odaklanmak eşi ve diğer çocukları ihmal etmeye yol açabilmekle birlikte tek istediği ebeveyninin kendisiyle ilgilenmesi olan bu çocuğun da iyileşmesi bir yana belirtilerinin daha da artmasına yol açabilir. Elbette ki çocuk kendisinin ebeveyni için önemli olduğunu hissetmelidir ancak kendisi kadar önem taşıyan başka aile üyelerinin de var olduğunun da bilincinde olmalıdır. Ebeveyn bu noktada çocuğun acısını paylaşan ya da onaylayan değil; onun bir sorunu olduğunu ve bunu çözmek için kendisinin de ona destek olmaya hazır olduğunu gösteren bir pozisyonda olmalıdır.

ü  Çocuğu “başarılı” başka arkadaşları ya da kardeşleriyle karşılaştırmamak gerekir. Bir açıdan bakıldığında onun kendisine duyduğu saygı ebeveynlerinin ona duyduğu; ya da duyduğuna inandığı saygıyla orantılıdır. Kendisine saygı duyulmadığı, duyulamayacağına inanan çocuk bu durumda “başarılı” ve “mükemmel” olma, onaylanma kaygısıyla bir yeme bozukluğu geliştirebilecektir.

ü  Koşulsuz bir sevgi, ilgi, bakım yani sağlıklı bir bağlanma sürecinin onun yaşamında ne kadar önemli olduğu bir gerçektir. Yaşama karşı temel bağlanma güvenliği, ihtiyacı sarsıntıya uğramış, zedelenmiş bir yeme bozukluğu gösteren çocuk ve ergen için sevildiğine ve değer görüldüğüne, göreceğine inandığı bir aile içi bağlanma süreci çok kıymetlidir.

ü  Çocuğu belirli amaçlara, hedeflere, “doğrulara” yönlendirmek ya da ona katı geleneksel kadın-erkek cinsiyet rollerini öğretmek yerine kendi ideallerini, hedeflerini, değerlerini kendisinin bulmasını sağlamak özgürlük ve güven duygusu kazandırır (Burada kendi adıma belirtilmesi gereken şey çocuğun Müslümanca bir yeme alışkanlığına sahip olmasını sağlamaktır. Geleneksel cinsiyet rollerimizin islamla bağdaşmadığı noktalar var, bunları görmek önemlidir. Örneğin erkektir döver gibi).
ü  Onu bağımsız ve özerk bir birey olarak yetiştirmek, bu konuda onu cesaretlendirmek çok önemlidir.

ü  Yeme bozukluklarının ne olduğu, nedenleri, sonuçları ve nasıl başa çıkılabileceği, bu noktada aile olarak sorunu yaşayan çocuğa ne tür bir desteğin verilebileceğini sormak, araştırmak, bilgi edinmek yararlı olacaktır.


ü  Araştırmalar, yeme bozukluklarının, aşırı koruyucu ya da kaçınmacı, otoriter, çatışma oranının yüksek olduğu, sağlıklı ve yapıcı iletişim tarzından uzak olan ve çocuğundan akademik ya da sosyal hayatında gerçekleştiremeyeceği beklentilere sahip olan ailelerde daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu noktada aile bireylerinin de kendi ebeveynlik kalitelerini gözden geçirmeleri ve bir evlilik ve aile terapistinden profesyonel yardım almaları gerekli ve yararlı olacaktır. Çocuklarda ya da ergenlerde görülen genelde birçok davranış ve uyum sorunlarının ve özelde de yeme bozukluklarının aile içi dinamiklere dayalı olduğu unutulmamalıdır.
Uzm. Psk. Tarık Solmuş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder