Çocuklara yeme bozukluklarının gelişmesini
engellemek için ailelere birtakım görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bunlardan
bazıları şu şekilde sıralanabilir:
ü Çocuklara
yemek yeme konusunda baskı yapmamak, onları yemeye zorlamamak, yemek yerken
izlememek; böylelikle çocuğun yemeği anneyi manipüle etmek için gerektiğinde
bir silah olarak kullanmasını engellemek(manipüle etmek: insanları kendi bilgileri dışında veya
istemedikleri hâlde etkilemek ve seçme, ekleme ve çıkarma yoluyla bilgileri
değiştirmektir.).
ü Çocuğun
yemek yememe davranışlarından dolayı kendini suçlamamak. Pek çok aile “Nerede
yanlış yapıyorum?” endişesini derin bir biçimde taşır.
ü Sadece
yeme bozukluğu gösteren çocuğa odaklanmak eşi ve diğer çocukları ihmal etmeye
yol açabilmekle birlikte tek istediği ebeveyninin kendisiyle ilgilenmesi olan
bu çocuğun da iyileşmesi bir yana belirtilerinin daha da artmasına yol
açabilir. Elbette ki çocuk kendisinin ebeveyni için önemli olduğunu
hissetmelidir ancak kendisi kadar önem taşıyan başka aile üyelerinin de var
olduğunun da bilincinde olmalıdır. Ebeveyn bu noktada çocuğun acısını paylaşan
ya da onaylayan değil; onun bir sorunu olduğunu ve bunu çözmek için kendisinin
de ona destek olmaya hazır olduğunu gösteren bir pozisyonda olmalıdır.
ü Çocuğu
“başarılı” başka arkadaşları ya da kardeşleriyle karşılaştırmamak gerekir. Bir
açıdan bakıldığında onun kendisine duyduğu saygı ebeveynlerinin ona duyduğu; ya
da duyduğuna inandığı saygıyla orantılıdır. Kendisine saygı duyulmadığı,
duyulamayacağına inanan çocuk bu durumda “başarılı” ve “mükemmel” olma,
onaylanma kaygısıyla bir yeme bozukluğu geliştirebilecektir.
ü Koşulsuz
bir sevgi, ilgi, bakım yani sağlıklı bir bağlanma sürecinin onun yaşamında ne
kadar önemli olduğu bir gerçektir. Yaşama karşı temel bağlanma güvenliği,
ihtiyacı sarsıntıya uğramış, zedelenmiş bir yeme bozukluğu gösteren çocuk ve
ergen için sevildiğine ve değer görüldüğüne, göreceğine inandığı bir aile içi
bağlanma süreci çok kıymetlidir.
ü Çocuğu
belirli amaçlara, hedeflere, “doğrulara” yönlendirmek ya da ona katı geleneksel
kadın-erkek cinsiyet rollerini öğretmek yerine kendi ideallerini, hedeflerini,
değerlerini kendisinin bulmasını sağlamak özgürlük ve güven duygusu kazandırır
(Burada kendi adıma belirtilmesi gereken şey çocuğun Müslümanca bir yeme
alışkanlığına sahip olmasını sağlamaktır. Geleneksel cinsiyet rollerimizin
islamla bağdaşmadığı noktalar var, bunları görmek önemlidir. Örneğin erkektir
döver gibi).
ü Onu
bağımsız ve özerk bir birey olarak yetiştirmek, bu konuda onu cesaretlendirmek
çok önemlidir.
ü Yeme
bozukluklarının ne olduğu, nedenleri, sonuçları ve nasıl başa çıkılabileceği,
bu noktada aile olarak sorunu yaşayan çocuğa ne tür bir desteğin
verilebileceğini sormak, araştırmak, bilgi edinmek yararlı olacaktır.
ü Araştırmalar,
yeme bozukluklarının, aşırı koruyucu ya da kaçınmacı, otoriter, çatışma
oranının yüksek olduğu, sağlıklı ve yapıcı iletişim tarzından uzak olan ve
çocuğundan akademik ya da sosyal hayatında gerçekleştiremeyeceği beklentilere
sahip olan ailelerde daha fazla olduğunu göstermektedir. Bu noktada aile
bireylerinin de kendi ebeveynlik kalitelerini gözden geçirmeleri ve bir evlilik
ve aile terapistinden profesyonel yardım almaları gerekli ve yararlı olacaktır.
Çocuklarda ya da ergenlerde görülen genelde birçok davranış ve uyum
sorunlarının ve özelde de yeme bozukluklarının aile içi dinamiklere dayalı
olduğu unutulmamalıdır.
Uzm. Psk. Tarık Solmuş

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder